Meşhudatımın
en kıymetli kısmı bu güzel mıntıkanın samimi halkının
çok münevver ve çok geniş ve yüksek bir zihniyet
sahibi olmalarıdır.İtiraf etmeliyim ki bu seyahatimden
evvelki malümatım , meşhudatımın hasıl ettiği
kanaatlerden çok başka idi.Muhterem mebuslarınız
Ali Rıza Bey , Mehmet Fuat Bey gibi zevat bulunmasaydılar
, sizi mümkün olduğu kadar olduğunuzun aksine
tanımak için çalışanlar ezhanı teşvişte kim bilir
ne kadar ileri gitmeğe muvaffak olacaklardı.Asarı
fi’liyesini memnuniyetle görmekte olduğum ali
telakkiyatınız bittabi bir anda , bir günde tekevvün
edemezdi.Böyle bir iddia serdetmek aynı cehalet
olur.Şüphe yok , bu havalinin muhterem halkı esasen
medeni tekamülün silsilei tabiyesi üzerinde ilerlemekte
idi.Ve ilerlemektedir.Bu gün ben o tekamülün tabii
tecelliyatının mesud bir şahidi bulunuyorum.Bu
hakikatın aksini ifade ve izah ederek teceddüt
hatvelerimizi felce uğratmaya yeltenen sebükmağza
, hükümlerini verirken kendi yarım yamalak ilimlerine
, çürük mantıklarına , nakafi akıllarına istinat
etmiş olduklarına sanip oluyorum.Bu zavallı hodbinler
böyle yapacaklarına halkın hissi selimine müracaat
etselerdi , ondan feyiz ilham alsalardı , kendilerine
bu gün şayanı hande hacil bir vaziyette bırakan
bu kadar müstekreh hatalara düşmezlerdi.Fakat
hissi selimin ; akıl , mantık ve marifetin fevkinden
haizi ehemmiyet olduğunu takdir etmek yalancı
alimlerin işine gelmez.

Arkadaşlar
,
Milletimizin sağlam bir şuura malik olduğuna ,
kahramanı olduğu büyük ve fi’li asar ve hadisattan
sonra kimsenin şüphe etmeğe hakkı kalmamıştır.Şuur
daima ileri ve yeniliğe götürür.Ricat kabul etmez
bir haslet olduğuna göre , Türkiye Cumhuriyeti
halkı ileriye ve teceddüde uzun hatvelerle yürümeye
devam edcektir.Şuura illet tari olmadıkça geriye
gitmek veya tevakkuf varidi hatır dahi olamaz.Asırlarden
beri masruf menfi cehdü gayretler zaman zaman
milleti uykuya daldırmış olmakla beraber milletin
şuurunu felce uğratmağa asla muvaffak olamamıştır.Bu
hakikat milletin bugün gösterdiği asarı şuur ile
kendiliğinden sabittir.Eğer şuurda maluliyet olsaydı
onu bugünkü ciadetinde ihya etmek desti kudretten
bile muntazam değildir.
Efendiler
,
Milletin temayülü hakikisi hilafında zehaplarda
bulunanlara iltifat etmedik.Bununla bir hassa
bugün çok müfterihim. Bundaki sırrı isabeti izah
için derhal arzetmeliyim ki : bizim ilham menbaımız
doğrudan doğruya bütün Türk Milletinin vicdanı
olmuştur.Ve daima olacaktır.Bütün harareti , feyzi
, kuvveti , vicdanı milliden aldıkça bu teşebbüsatımızda
milletin hissi selimini rehber ittiaz ettikçe
, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada milleti
doğru hedeflere isal edeceğimize imanımız kavidir.
Hakiki
inkilapçılar onlardır ki , terakki ve teceddüt
inkilabına sevk etmek istedikleri insanların ruh
ve vicdanlarındaki temayülü hakikiye nüfuz etmesini
bilirler.Bu münasebetle şunu da beyan edeyimki
, Türk Milletinin son senelerde gösterdiği harikaların
, yaptığı siyasi ve ictimai inkilapların sahibi
hakikisi bizzat kendisidir.Sizisiniz.Milletimizde
bu istida-ı tekamül mevcut olmasaydı , bunu yaratmağa
hiçbir kuvvet ve kudret kifayet edemezdi.Herhangi
bir vaz’ı tekamülde bulunan bir kitlei beşeri
, bulunduğu vaziyetten kaldırıp damdan düşer gibi
filan mertebei tekamüle isal etmek ademi imkanı
tabiisi muhtacı izah değildir.
…
Efendiler ! yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkilapların
gayesi , Türkiye Cumhuriyeti Halkını tamamen asri
ve bütün mana ve eşkali ile medeni bir heyeti
ictimaiye haline irsal etmektir.İnkilaplarımızın
umdei asliyesi budur… bu hakikatı kabul edemeyen
zihniyetleri tarumar etmek zaruridir.Şimdiye kadar
bu milletin dimağını paslandıran , uyuşturan bu
zihniyette bulunanlar olmuştur.Herhalde zihinlerde
mevcut hurafeler kamilen tardolunacaktır.Onlar
çıkarılmadıkça dimağa hakikat nurlarını infaz
etmek imkansızdır.Türbelerden , yalancı evliyalardan
, ölülerden istimdat etmek medeni bir heyeti ictimaiye
için şindir.
…
Mevcut tarikatların gayesi , kendilerine tabi
olan kimseleri dünyevi ve manevi hayatta mazharı
saadet kılmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin
, fennin bütün şümuliyle medeniyetin muvahcehci
şulebasında filen ve falan şeyhin irşadiyle saadeti
maddiye ve maneviye arayacak kadar iptidai insanların
Türkiye camiai medeniyesinde mevcudiyetini asla
kabul etmiyorum.
Efendiler
ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti
şeyhler , dervişler , müritler , mensuplar memleketi
olamaz.En doğru ve en hakiki tarikat , tarikatı
medeniyedir.Medeniyetin emir ve talep ettiğini
yapmak insan olmak için kafidir.Rüesayı tarikat
bu dediğim hakikatı bütün vüzuhiyle idrak edecek
ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapayacak
, müritlerinin artık vasılı rüşt olduklarını elbette
kabul edeceklerdir.
Arkadaşlar
; huzurunuzda muvacehei millete beyanı teşekkür
ederken hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu
gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife
bilirim.
Hükümeti
Cumhuriyetimizin bir Diyanet İşleri Riyaseti Makamı
vardır.Bu makam merbut müftü , hatip , imam gibi
muvazzaf bir çok memurlar bulunmaktadır.Bu vazifedar
zevatın ilimleri , faziletleri derecesi malumdur.Ancak
bu yolda vazifedar olmayan bir çok insanlar da
görüyorum ki , aynı kıyafet iktisasında berdevamdırlar.Bu
gibiler içinde çok cahil hatta ümmi olanlarına
tesadüf ettim.Bilhassa bu gibi cühela , bazı yerlerde
halkın mümessilleriymiş gibi onların önüne düşüyorlar.Halkla
doğrudan doğruya temasa adeta bir mani teşkil
etmek sevdasında bulunuyorlar.Bu gibilere sormak
istiyorum.Bu sıfat ve selahiyeti kimden , nereden
almışlardır.Malum olduğuna göre milletin mümessilleri
intihap ettikleri mebuslar ve onlardan teşekkül
eden Türkiye Büyük Millet Meclisi , Meclisin itimadına
mahzar Hükümeti Cumhuriyettir.Bir de mahalli müntehap
belediye reisler ve heyetleri vardır.Millete hatırlatmak
isterim ki , bu laubaliliğe müsaade etmek asla
caiz değildir.Her halde sahibi salahiyet olmayan
bu gibi kimselerin muvazzaf olan zevat ile aynı
kisveyi taşımalarındaki mahzuru hükümetin nazarı
dikkatine vazedeceğim.
…İnebolu’da
ve bazı yerlerde söyledim.Bugünün meselesi gibi
mütalaa edileceğinden burada da bahsetmek istiyorum.Her
milletin olduğu gibi bizimde bir milli kıyafetimiz
varmış fakat gayri kabili inkardır ki taşıdığımız
kıyafet o değildir.Hatta milli kıyafetimizin ne
olduğunu bilenler içimizde azdır bile.Mesela karşımda
kalabalığın içinde bir zat görüyorum.Başında fes
, fesin üstünde yeşil bir sarık , sırtında bir
mintan , onun üstünde benim sırtımdaki gibi bir
caket , daha alt tarafını göremiyorum.Şimdi bu
kıyafet nedir? Medeni bir insan alelacaip kıyafete
girip dünyayı kendine güldürür mü?
…Devlet
memurları da , bütün millet de kıyafetlerini tashih
edecektir.Fen , sıhhat noktainazarından ameli
olmak itibariyle , her noktainazarından tecrübe
edilmiş medeni kıyafet iktisa edecektir.Bunda
tereddüte mahal yoktur.Asırlarca devam eden gafletin
acı derslerini tekrarlamağa takat yoktur.Adam
olduğumuzu , medeni insan olduğumuzu isbat ve
izhar için icap edeni yapmakta taannüt adamlıkla
kabili telif değildir.
Arkadaşlar
, Türk milleti çok büyük vakalarla isbat etti
ki , müceddit ve inkilapçı bir milletdir.Son senelerden
mukaddem de milletimiz teceddüt yolları üzerinde
yürümeğe , içtimai inkilaba teşebbüs etmemiş değildir.Fakat
hakiki semereler görülemedi.Bunun sebebini araştırdınız
mı? Bence işe esasından , temelinden başlanmamış
olmasıdır.Bu hususda açık söyleyeyim.Bir heyeti
içtimaiye , bir millet , erkek ve kadın denilen
iki cins insandan mürekkeptir.Kabil midir ki ,
kitlenin bir parçasını terakki ettirelim.Diğerini
müsamaha edelim de kitlenin heyeti umumiyesi mahzarı
terakki olabilsin? Mümkün müdür ki , bir camianın
yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer
kısmı semalara yükselebilsin? Şüphe yok ; terakki
adımları , dediğim iki cins tarafından beraber
arkadaşça atılmak ve iş terakki ve teceddütte
birlikte Kat’i merahil edilmek lazımdır.Böyle
olursa inkilap münteci muvaffakiyet olur.Memnuniyetle
meşhudumuz olmaktadır ki , bugünkü nişvarımız
hakiki icaba takarrup etmektedir.Her halde daha
cesur olmak lüzumu aşikardır.
…Bazı
yerlerde kadınlar görüyorum ki , başına bir yemeni
, peştamal veya buna mümasil bir şeyler atarak
yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere
karşı ya arkasını çevirir veya bir yere oturarak
yumulur.Bu tavrın mana ve medlülü nedir? Efendiler
, medeni bir millet anası , millet kızı bu garip
şekle bu vahşi vaziyete girer mi? Bu hal milleti
çok gülünç gösteren bir manzaradır.Derhal tashihi
lazımdır.
Turkiye'nin cagdaslasmasi surecinde de Kastamonu'nun
ayri bir yeri vardir. Ataturk
23 - 31 Agustos 1925 tarihleri arasinda Kastamonu
ve Inebolu'da "Sapka ve KIyafet Inkilabi'ni"
baslatmistir. 1941'de ziyaretcilere acilan Kastamonu
Muzesi'nde Ataturk'un gelisi ile ilgili anilari
belgeleyen fotograflarini gormek mumkundur. Muzede
ayrica Kastamonu ve cevre illerde yapilan kazi
ve arastirmalarda ele gecirilen arkeolojik eserler
ve etnografik yapitlarda sergilenmektedir.